Kuzey Amerika kıtasının üç dev ülkesi olan ABD, Kanada ve Meksika’nın ev sahipliğinde düzenlenecek olan 2026 FIFA Dünya Kupası, futbol tarihinin en geniş kapsamlı turnuvası olmaya hazırlanıyor. 48 takımın katılımıyla gerçekleşecek bu dev organizasyonda, 11 Haziran’da Meksika’daki Estadio Azteca’da çalacak ilk düdükle birlikte heyecan fırtınası başlayacak. Turnuvanın en çok merak edilen eşleşmelerinden biri ise Belçika, Mısır, İran ve Yeni Zelanda’nın yer aldığı G Grubu oldu.
Bu grup, sadece sportif bir rekabeti değil, aynı zamanda üç farklı kıtanın futbol ekollerini de karşı karşıya getiriyor. Avrupa’nın disiplini, Afrika’nın fiziksel gücü, Asya’nın azmi ve Okyanusya’nın yükselen grafiği aynı sahada buluşacak. Futbolseverler için bu grup, taktiksel savaşların ve bireysel yeteneklerin ön plana çıkacağı bir platform vaat ediyor.
G Grubu’nda kağıt üzerindeki veriler incelendiğinde Belçika’nın net bir üstünlüğü göze çarpıyor. “Kırmızı Şeytanlar”, son yıllarda FIFA dünya sıralamasında üst sıralardaki yerini koruyarak büyük turnuvaların doğal favorisi haline geldi. Ancak grubun diğer üyeleri Mısır ve İran, sürpriz yapma kapasitesi yüksek takımlar olarak dikkat çekiyor. Yeni Zelanda ise uzun bir aradan sonra döndüğü bu sahnede kalıcı olmanın hesaplarını yapıyor.
Bahis oranları ve uzman görüşlerine göre takımların gruptan çıkma şansları şu şekilde sıralanıyor:
Yeni turnuva formatı gereği, gruplarını üçüncü sırada tamamlayan en iyi takımların da bir üst tura yükselecek olması, gruptaki her puanın ve her golün değerini iki katına çıkarıyor. Bu durum, özellikle Mısır ve İran arasındaki ikincilik mücadelesini daha da kritik hale getiriyor.
Belçika futbolu için 2026 Dünya Kupası, “Altın Nesil” olarak adlandırılan jenerasyonun son büyük sınavı niteliğinde. Kevin De Bruyne, Romelu Lukaku ve Thibaut Courtois gibi dünya yıldızları, kariyerlerinin belki de son Dünya Kupası turnuvasında ülkelerine ilk büyük kupayı kazandırmak istiyor. 2018’de elde edilen dünya üçüncülüğünün ardından gelen beklentiler, takımı üzerinde ciddi bir baskı oluşturuyor.
Teknik direktörlük koltuğuna oturan Rudi Garcia, takıma daha dinamik ve hücum odaklı bir kimlik kazandırmayı hedefliyor. Garcia’nın 4-3-3 ve 4-2-3-1 sistemleri arasındaki geçişleri, Belçika’nın rakiplerine karşı esneklik kazanmasını sağlıyor. Özellikle Jeremy Doku’nun kanatlardaki hızı, Belçika’nın en önemli hücum varyasyonlarından biri olacak.
Takımın tecrübeli ismi Kevin De Bruyne, 34 yaşında olmasına rağmen hala dünyanın en iyi oyun kurucularından biri olarak kabul ediliyor. Onun saha içi görüşü ve Lukaku’ya hazırlayacağı pozisyonlar, Belçika’nın gruptaki kaderini belirleyecek ana unsur olacak.
Mısır milli takımı, nam-ı diğer “Firavunlar”, Dünya Kupası tarihlerindeki ilk galibiyetlerini almak için sahaya çıkacak. Daha önce katıldıkları turnuvalarda beklenen sıçramayı yapamayan Kuzey Afrika temsilcisi, bu kez daha olgun bir kadroya sahip. Mohamed Salah’ın liderliğindeki ekipte, Omar Marmoush gibi Premier Lig tecrübesi olan oyuncuların varlığı, hücum hattını oldukça tehlikeli kılıyor.
Mısır’ın en büyük handikabı ise Salah’ın yaşadığı kronik sakatlıklar. Yıldız oyuncunun %100 performansla sahada olması, Mısır’ın gruptan çıkma hayallerinin temelini oluşturuyor. Savunmada ise disiplini elden bırakmayan bir yapı kurmaya çalışıyorlar.
Diğer taraftan İran, “Team Melli” olarak bilinen kadrosuyla Asya futbolunun en sert temsilcilerinden biri. Mehdi Taremi gibi Avrupa arenalarında kendini kanıtlamış bir golcüye sahip olmaları, onları her maçta gol bulma potansiyeli olan bir takım yapıyor. İran’ın oyun planı genellikle katı bir savunma ve hızlı geçiş hücumları üzerine kurulu. Bu taktik, özellikle Belçika gibi topa sahip olmayı seven takımlara karşı etkili olabilir.
Yeni Zelanda, 2010 Güney Afrika’dan bu yana ilk kez Dünya Kupası’na katılma başarısı gösterdi. Okyanusya elemelerini domine ederek gelen “All Whites”, turnuvanın en sempatik takımlarından biri olmaya aday. Takımın en büyük kozu, uzun yıllardır İngiltere Premier Lig’de forma giyen deneyimli forvet Chris Wood.
Yeni Zelanda’nın stratejisi, rakiplerini fiziksel olarak yıpratmak ve duran toplardan sonuç almak üzerine kurulu. FIFA sıralamasında grubun en altındaki takım olsalar da, 2010’da grubu namağlup tamamlayarak herkesi şaşırtmışlardı. Bu turnuvada da benzer bir direnç gösterip, en azından bir galibiyet alarak tarih yazmak istiyorlar.
G Grubu maçları, lojistik açıdan takımları çok fazla yormayacak bir rota üzerinde planlandı. Karşılaşmalar Seattle’daki Lumen Field, Inglewood’daki SoFi Stadium ve Vancouver’daki BC Place stadyumlarında oynanacak.
Maç saatlerinin Türkiye saati ile gece ve sabaha karşı olması beklense de, futbolseverler bu mücadeleleri TRT ekranlarından canlı olarak takip edebilecekler. TRT 1, TRT Spor ve Tabii platformu üzerinden tüm maçlar şifresiz olarak yayınlanacak.
Sonuç olarak G Grubu, hem tecrübeli yıldızların vedasına hem de yeni kahramanların doğuşuna tanıklık edecek. Belçika favori olsa da, Mısır’ın hırsı, İran’ın disiplini ve Yeni Zelanda’nın inadı bu grubu turnuvanın en izlenesi bölümlerinden biri yapacaktır.
İtalya futbolunun köklü temsilcilerinden biri, orta sahasını uzun vadeli bir planla sağlama alma yolunda dev…
2026 FIFA Dünya Kupası heyecanı tüm hızıyla başlarken, Los Angeles Stadı tarihi anlardan birine ev…
Mağlubiyet Sonrası Gelen Beklenmedik Ayrılık Tunus Milli Takımı, 16 Haziran 2026 tarihinde 2026 Dünya Kupası…
2026 Dünya Kupası E Grubu’nda Almanya ile Curaçao arasında oynanan karşılaşma, sadece sahadaki futbolla değil,…
16 Haziran 2026 gecesi, futbol dünyasının en büyük organizasyonunda eşine az rastlanır bir rekabet düzeyine…
2026 Dünya Kupası grup aşamaları tüm hızıyla sürerken, G grubunda oynanan İran ve Yeni Zelanda…